
h&m bilgisayarda yaratılmış modeller kullanıyor diye kızmışlar yurtdışında, insanları hem yanıltıyorlar hem de sahip olamayacakları vücutlara özendiriyorlar diye, yukarıda 3 farklı kadın modelin ne kadar bire bir aynı vücuda sahip olduğunu görebiliyoruz.
ülkemizde de şimdiden tepkileri duyuyor gibiyim:
kadınlar: “ne string külot 9,95 TL mi?”
erkekler: “konu neydi?”
muhteşem fikir diye bir şey yok.
yeni fikir var ve sırasıyla, akıl, mantık, inanç, ikna, güven, destek, direnç, meziyet, çaba, ısrar, istikrar ve dirayet var.
sonra aval aval bakıp “aaa muhteşem fikirmiş” diyenler var.
bu çağda, tiyatroların fragman hazırlamaması, adam gibi kendini tanıtmaması anlamsız.
onlarca tiyatro var, onlardan fazla da oyun var, ve seçmek için yeterli veri yok.
her tiyatro yapan kendini marifetli ve oyunlarını da izlemeye değer mi sayıyor?
kendini tanıtmaya ihtiyaç duymayacak kadar görkemli mi sayıyor?
yoksa müşteriye mi ihtiyaç yok?
tiyatro sorunu çözüldü, görev tamam.
bir yere, bir olaya veya bir kişiye
yoğun bir aşkla baktığında gördüklerinle,
nefretle baktığında gördüklerin farklıdır.
her iki türlüsü de seni yanlış karar vermeye,
önyargıyla harekete geçmeye itecektir.
çünkü her ikisi de
elindeki sınırlı bilginin
sende reaksiyona uğramış ve
radikalleşmiş halidir. …
yok, yok, hala öyle bir şey yok.
insanlar hala odak sorunlarını aşmak için çeşitli yöntemler kullanıyorlar:
bu da videosu:
resmi multi focus kaydedip, istediğinde başka yerine odaklamayı pratikleştiren bir sistem geliştirip onu da hipsterlara uygun bir formatta satışa sunmuşlar hayırlısıyla. teşekkürler lytro.
buyrun videosu:
buyrun web sitesi:
demokratik olduğu iddia edilen tüm seçimler ve oylamalar inandırıcı değildir.
çünkü her ne kadar inanmak istesek de insan biliyor ki trilyonlarca dolar tesadüflerle idare edilmez, trilyonluk planlar şansa bırakılmaz.
bu rakamlara hükmeden kişiler ve kurumlar işini şansa bırakmaz, bırakamaz:
- “hadi bakalım inşallah oradaki yönetim de bizim istediğimiz gibi olur”,
- “nasip kısmetse oradaki yatırımlarımız da zarar görmez”,
- “bak sen şu şansa iyi ki 5-10 kişi bizim istediğimiz gibi karar vermiş, oh be..”
demez, diyemez, demiyordur yani…
yönetmen danny boyle ekmeğini taştan çıkarmış.
kitabın adı:
istanbul’un işgali (1918-1923)
(history and background of occupation of istanbul by the allied forces, between years 1918 and 1923)
satıldığı yerler:
[Doğu Kitabevi], [D&R], [idefix], [kitapyurdu]
konusu:
doğu sorunu.
temel sorun doğu sorunu. yani doğu-batı çatışmasında batının doğuya verdiği isim. ortada bir sorun olduğundan değil, aralarında bahsederken “doğu meselesi” diye geçiyor. doğu meselesi de değil aslında. batı dışı meselesi. yani aslında meseleyi batı yaratıyor. önce meseleyi yaratıyor. sonra da diyor ki bunlar medeni değil yeterince. bunlara medeniyet götürmek lazım. bunları özgürleştirmek lazım. yani? yani bizim oralara gitmemiz ve bunları sağlamamız lazım, onları hizaya sokmamız lazım, bizim de görevimiz bu. sonra? sonra işte gelip işgal ediyorlar. istanbul’u da işgal etmişler. ben de onu yazdım. …